|
| Kendini sanata adadı |
|
İşadamı-fotoğrafçı Mehmet Günyeli, Datça’da yapımına başlanan Knidos Kültür ve Sanat Akademisi’nin onursal başkanlığını yapıyor.
Sanat merkezlerinin büyükşehirlerle sınırlı kalmaması için 50 dönüm arazi üzerine inşa edilen Knidos’a destek beklediğini belirten Günyeli, "Birinin kalkıp 100 bin dolar vermesinden çok 100 kişinin bin dolar vermesini tercih ediyorum" diyor.
Öncelikle biraz Knidos projesinden bahsedelim...
- Uluslararası Knidos Kültür ve Sanat Akademisi, Datça’da yaklaşık 50 dönüm arazi üzerinde inşa edilen sivil bir sanat hareketi. Biz bunu IMC yöntemiyle yapmaya çalışıyoruz. Sanatseverlerin sanatçılarla işbirliği yaparak bu projeyi hayata geçirmesini planlıyoruz. Buradaki en büyük amaç Türkiye’de büyükşehirlere yerleşmiş sanat merkezlerini şehir dışına da götürebilmek. Bu anlamda da Datça çok önemli bir merkez, önemli bir antik kent. Döneminde de zaten Datça, o zamanki adıyla Knidos çok önemli bir kültür merkeziymiş. Özellikle yaz aylarında dünyanın değişik sanat dallarında, önemli sanatçıları burada atölye çalışmaları yapacak. Bu proje, Türkiye’nin Batı’ya açılan bir penceresi olacak. Bu proje yeni projelerin önderi olacak.
’Sanatsal faaliyetleri büyükşehirlerin dışına çıkarma’ faaliteyi için biraz geç kalmadık mı?
- Bence de öyle... Keşke bu tarz projeler daha önceki yıllarda hayata geçirilseydi. 1960’larda bu projeleri yayabilseydik, belki Türkiye, sanatsal ve kültürel formasyon olarak daha ileride olabilirdi. Bu tarz sanatsal etkinlikler gerçek anlamda barış, kardeşlik, dostluk mesajları içerir. İnsanların daha farklı, evrensel değerlerde yetişmesinde de vesile olabilirdi. Gecikmiş olsa da yine de bir yerden başlamak lazım. En azından gecikmiş olan zamanı telafi etmek
adına ilk adımı biz atmış olacağız.
Siz projenin onursal başkanısınız...
- Ayrıca burada tamamen sanatçı ve sanatsever işbirliği var. Türkiye’nin çok seçkin, önemli sanatçıları bu projenin içinde varlar.
Peki, Datça halkından ne gibi bir destek bekliyor bu proje?
-- Datça halkından beklentimiz sanatsal ve kültürel işbirliği adına çok var. Bu projenin maddi boyutunu bizler karşılıyoruz. Şu anda Datça Belediyesi’yle de görüşmelerimiz devam ediyor. Onların da yerel desteklerine ihtiyacımız tabii ki var ama biz bu projeyi daha çok sivil hareket olarak görüyoruz. Biz Datça halkından destek bekliyoruz. Bu projeyi biz hayata geçirdikten sonra projenin sürekli işleyebilmesi için Datça halkına büyük görev düşüyor. Bu projeyi kendi ayakları üstünde duran ve gelecek kuşaklara kadar taşıyabilecek bir sanat akademisi yapabilmek için halkın desteği çok önemli.
Yakın bir tarihte, "Uzak Diyarların Kadınları" adlı bir sergi açtınız. Öncelikle fotoğraf çekmek sizin için ne ifade ediyor?
- Ben fotoğrafın gücüne çok inanıyorum. Bir tek kareyle bir ülkeyi, bir insanın duygularını anlatabilirsiniz. Fotoğrafın bu gücünü anlatabilmek çok önemli... Tek kare fotoğrafla ben size Çin’i anlatabilirim veya Hindistan’ı görebilirsiniz. "Yeryüzünün Renkleri" diye yaklaşık 30 yıldır çektiğim farklı coğrafyalardan farklı insan manzaraları fotoğrafları var. /_newsimages/4998470.jpgBen hayatın içinden fotoğraflar çekmeyi seviyorum.
Peki, Türkiye’yi anlatmak isteseniz...
- Bu günlerde zor... Türkiye çok renkli, farklı kültürlerin yaşadığı çok önemli bir ülke. Türkiye’de inanılmaz bir zenginlik var. Türkiye farklı, zor bir ülke.
Fotoğraflarınızı sergilemek için 30 yıl beklediniz?
- Fotoğrafçılık benim için liseli yıllarda başlayan bir tutku. Zamanla bu yaşam biçimim haline geldi. Ben 15 sene önce çektiğim fotoğraflarım hálá sergileniyor.
Okan Bayülgen "Pudra-Zamanın Tozu" adlı sergisiyle tiyatrocuları bir araya getirdi... Sizce bu tarz çalışmalar toplumu nasıl etkiler?
- Okan Bayülgen’in yapmış olduğu bu çalışma gönül bağlarının tekrar kurulmasını sağladı. Çok saygın bir projeydi o.
Keşke böyle projeler daha fazla yapılsa. Türk sanatına yıllarını vermiş, tüm zorlukları göğüslemiş, sanatçı kişiliğinden ödün vermemiş kişiler var.
Peki, yakın zamanda bir sergi açmayı düşünüyor musunuz?
- Ankara’da 15 Mart’ta ressam Ertuğrul Ateş’le birlikte sergimiz var. Çankaya Kültür Merkezi’nde içsel yolculuk temalı bir sergi olacak. Yine dünyanın farklı ülkelerinde çekilmiş mistik fotoğraflara yer vereceğim. Ertuğrul Bey’in resimleriyle birlikte kurgulanacak. Daha sonra İstanbul ve İzmir’de de sergileyeceğiz. |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|